nasıl mutluyum anlatamam:)
benim de artık bir izleyicim var
Adı Hayalet.
hoşgeldin, sefalar getirdin Hayalet
umarım beni izlediğine pişman olmazsın
tekrar teşekkürler:)
3 Şubat 2010 Çarşamba
19 Ocak 2010 Salı

AGUSTOS BOCEGI HIKAYESI
Su hikayeye bir de SUNAY AKIN gibi bakalim...
Bir agustos bocegi dogmadan once topragin altindaki bir lavrada ortalamaolarak 12 yil bekler. Evet, tam 12 yil. 12 yillik hapislikten sonra dunyaya gelen garibanin omru adinda yazilidir: Agustos. Yani topu topu bir ay... Sarki soyleyen yalnizca erkek agustos bocegidir. Cunku disi, en guzel sarkiyi soyleyeni kendine es sececek ve ciftlesecektir. Dusunsenize, 12 yil topragin altinda bekle, disari cik. Omrun bir ay...Buldun, buldun... Bulamadin, bir daha yok. Siz olsaniz calisir miydiniz?
16 Ocak 2010 Cumartesi
Bana ya hakiki bir aşk ver- ver ki kurtulayım bu sıkıntıdan, sıkışmışlıktan
Bana ya hakiki bir aşk ver - ver ki kurtulayım bu sıkıntıdan, sıkışmışlıktan- ya da beni öyle
duyarsız yap ki hayatımda aşk olmayışını umursamayayım.
Evet, okuduğum bir kitapta aynen böyle yazıyordu. Beni çok etkiledi. Ne kadar doğru dile
getirmişti yazar. "Bana ya hakiki bir aşk ver- ver ki kurtulayım bu sıkıntıdan, sıkışmışlıktan-"
öyle değil mi? Etrafıma bir bakıyorum; o kadar çok insan var ki aşkı arayan, aşksızlık
nedeniyle sıkılan, sıkışmış olan.
duyarsız yap ki hayatımda aşk olmayışını umursamayayım.
Evet, okuduğum bir kitapta aynen böyle yazıyordu. Beni çok etkiledi. Ne kadar doğru dile
getirmişti yazar. "Bana ya hakiki bir aşk ver- ver ki kurtulayım bu sıkıntıdan, sıkışmışlıktan-"
öyle değil mi? Etrafıma bir bakıyorum; o kadar çok insan var ki aşkı arayan, aşksızlık
nedeniyle sıkılan, sıkışmış olan.
2 Ocak 2010 Cumartesi
yeni yıl, yeni başlangıç
Bugün yeni yılın ilk çalışma günü 2 Ocak 2010.
Bakalım bu yıl neler getirecek, neler götürecek..
Her yeni yıl, yeni başlangıç düşüncesiyle geleceğe umutla bakmak için kendimi zorluyorum, ama bunu ne kadar başarabilirim inanın bilmiyorum
bazen bi yılgınlık, bıkkınlık çöküyor üstüme
bir süre bu ruh haliyle yaşıyorum, sonra birden silkinip kendine gel diyorum
çoğu zaman kendimi ringdeki boksörlere benzetiyorum
sürekli birileriyle mücadele mücadele, bir yumruk yiyorum, yere seriliyorum
bir süre öylece yatıyorum, elim yüzüm patlamış,
başımda birden başlayıp ona kadar sayan bir hakem
başlıyor 1-2-3-4.... 9 diyor. birden kendime geliyorum ve ayağa kalkıyorum
pes etmiyorum, mücadeleye devam.
ya pes edersem...
Bakalım bu yıl neler getirecek, neler götürecek..
Her yeni yıl, yeni başlangıç düşüncesiyle geleceğe umutla bakmak için kendimi zorluyorum, ama bunu ne kadar başarabilirim inanın bilmiyorum
bazen bi yılgınlık, bıkkınlık çöküyor üstüme
bir süre bu ruh haliyle yaşıyorum, sonra birden silkinip kendine gel diyorum
çoğu zaman kendimi ringdeki boksörlere benzetiyorum
sürekli birileriyle mücadele mücadele, bir yumruk yiyorum, yere seriliyorum
bir süre öylece yatıyorum, elim yüzüm patlamış,
başımda birden başlayıp ona kadar sayan bir hakem
başlıyor 1-2-3-4.... 9 diyor. birden kendime geliyorum ve ayağa kalkıyorum
pes etmiyorum, mücadeleye devam.
ya pes edersem...
11 Ekim 2009 Pazar
sevdim sevilmedim, seveni sevemedim..
şiirlere, şarkılara, romanlara, filmlere konu olan,
kısacası hayatımızda baş köşede yer alan AŞK
bu üç harf bir araya gelince insanı yerden yere de vurabiliyor,
göğün taa yedi kat üstüne de çıkarabiliyor
bunca söylenenler, yazılanlar, hepsi aynı şeyden bahsediyor, AŞK tan..
içinde aşk olmayan hiçbir şey yok hayatımızda
bir seven var, bir de sevilen
bunlar ayrı ayrı da olabiliyor, bir arada da
bir arada olanına çok az rastlanıyor
olanda da bir zaman sonra aşk yok oluyor
gerçekten iki taraf da birbirini sevip kavuştuğunda bir süre sonra aşk bitiyor mu acaba?
inanın bilmiyorum, böylesini hiç yaşamadım
SEVDİM SEVİLMEDİM, SEVENİ SEVEMEDİM..
7 Ekim 2009 Çarşamba
missed call
İçinden çıkarıp atmaya çalıştığın,
Sesini duymaya, yüzünü görmeye hasret kaldığın adamın adı belirir telefon ekranında
onun adı, bir zamanlar aradığında kalbini durduracak kadar mutlu eden adamın adı yanar söner, yanar söner...
bakarsın, bakarsın, bakarsın...
içinden telefonu açıp, onu ne çok özlediğini,
boynuna sarılmak, ellerini tutmak, gözlerine bakmak için can attığını söylemek istersin
ama bilirsin, açarsan telefonu, duyarsan sesini,
canın daha çok acıyacak, daha çok acıtacak
açmazsın telefonu ve belirir ekranda "1 missed call"...
buna rağmen, umutlanırsın,
tekrar aramasını beklersin,
tekrar arasa bütün cesaretini toplayıp açacağını geçirirsin içinden...
Sesini duymaya, yüzünü görmeye hasret kaldığın adamın adı belirir telefon ekranında
onun adı, bir zamanlar aradığında kalbini durduracak kadar mutlu eden adamın adı yanar söner, yanar söner...
bakarsın, bakarsın, bakarsın...
içinden telefonu açıp, onu ne çok özlediğini,
boynuna sarılmak, ellerini tutmak, gözlerine bakmak için can attığını söylemek istersin
ama bilirsin, açarsan telefonu, duyarsan sesini,
canın daha çok acıyacak, daha çok acıtacak
açmazsın telefonu ve belirir ekranda "1 missed call"...
buna rağmen, umutlanırsın,
tekrar aramasını beklersin,
tekrar arasa bütün cesaretini toplayıp açacağını geçirirsin içinden...
1 Ekim 2009 Perşembe
ne çok...
Günlüğüme şöyle bir baktım da, ondan, o genç adamdan ne çok bahsetmişim
O şöyle dedi, o şunu yaptı, o şunu yapmadı...
Ne çok hayatımın merkezi haline getirmişim
Ne çok hafızama kaydetmişim gülüşünü
Ne çok okumuşum bana gönderdiği mesajları
Ne çok taşımışım resmini çantamda
Ne çok bahsetmişim ondan arkadaş muhabbetlerinde
Ne çok savunmuşum, ne çok haklı çıkarmaya çalışmışım onu
Ne çok gözyaşı dökmüşüm onun için
Ne çok sevmişim ben onu.
Artık öğretiyorum kendime onsuzluğu
Günlüğümde ondan bahsetmiyorum
Her gördüğümü ona benzetmiyorum
Mesajlarını bir bir siliyorum telefonumdan
Çantamda taşımıyorum resmini
Arkadaş muhabbetlerinde ondan bahsetmiyorum
Beraber gidilen mekanlara uğramıyor
Buluşma yerimizin önünden geçmiyorum
Gözyaşlarımı idareli kullanıyorum, onun için ağlamıyorum
Kalbimde burukluk, kırgınlık ve kızgınlıklarla onu unutmayı öğreniyorum.
O şöyle dedi, o şunu yaptı, o şunu yapmadı...
Ne çok hayatımın merkezi haline getirmişim
Ne çok hafızama kaydetmişim gülüşünü
Ne çok okumuşum bana gönderdiği mesajları
Ne çok taşımışım resmini çantamda
Ne çok bahsetmişim ondan arkadaş muhabbetlerinde
Ne çok savunmuşum, ne çok haklı çıkarmaya çalışmışım onu
Ne çok gözyaşı dökmüşüm onun için
Ne çok sevmişim ben onu.
Artık öğretiyorum kendime onsuzluğuGünlüğümde ondan bahsetmiyorum
Her gördüğümü ona benzetmiyorum
Mesajlarını bir bir siliyorum telefonumdan
Çantamda taşımıyorum resmini
Arkadaş muhabbetlerinde ondan bahsetmiyorum
Beraber gidilen mekanlara uğramıyor
Buluşma yerimizin önünden geçmiyorum
Gözyaşlarımı idareli kullanıyorum, onun için ağlamıyorum
Kalbimde burukluk, kırgınlık ve kızgınlıklarla onu unutmayı öğreniyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)